181024
Kalbim paramparça. Bugünlere gelmemde emeği geçen herkese karşı, başta benle iletişimi kesen babam, manipülatör ve kontrolcü annem, bencil kardeşim, bencil üvey babam, manipülatör ve kontrolcü ananem ve dayılarım, ve malesef manipülatör ve kontrolcü kocam.
Bu insanlar hakkında aklıma ilk gelen sıfatlar bile zaten tüm hayatımı gözler önüne sürüyor. Üzerine ne çok düşünmeye ne de çok konuşmaya gerek var.
Hayatım koca koca boşluklarla geçti. Genelde kendimi, kendimi bir şekilde birilerine izah etmeye çalışırken buldum. Ve gittim en nihayetinde de öyle bir evlilik yaptım ki tüm hayatımı izahatler silsileleri üzerine kurmuş oldum.
Bak hiçbir edebi kaygı, olay akışı, anlamlı cümle vs düşünmeden, hatta gerçekten gözlerim kapalı yazıcam. Dertlerimi anlatabileceğim kimse yok. Ne bir arkadaş, ne eş, ne dost, ne bir akraba var. Kendimden başka kimsem yok beni anlayabilecek. İnsan kendi elini tutup, kendini telkin eder mi ya? İnsan kendine şefkat göstermek için uğraşır mı? Dışardan göremediğim her şeyi kendime vermeye çalışıyorum. Kendimi anlamaya, dinlemeye, affetmeye, kabul etmeye, kendime sarılmaya ve şefkat göstermeye çalışıyorum. Etrafım orospu çocukları ile sarılı olsa da, ben bir nebze yine de bu duygusal kaosların içinden tam 31 senedir cımbızla tek tek neşe ve mutluluk çekmeye çalışıyorum.
Etrafıma fayda vermeye çalıştım. Anneme karşı yaptığım tüm iyilikleri, tüm onu mutlu etme çabalarımı şimdi de eşime yapıyorum. İkisi de beni kullandı. İkisi de beni manipüle etmeye çalıştı, üstümde tahakküm kurmaya, beni ezmeye çalıştı. Kontrol etmek tek amaçları oldu. Beni sevmediler, kendilerini sevdikleri kadar. Ben annemi seçemezdim, babamı da, ama gittim eşimi de böyle seçtim. Ben güven duygusunu beni ezen, beni manipüle edip aşağılayan, beni kendinden korkutan insanda hissetmeyi annemle öğrendim.
Ne acı, hala annemi de erdemi de seviyorum. Ne acı ki üstüme yapışıp kalan bu lanetten kurtulamıyorum.
Şu hayatta gerçek beni sevip anlayacak dinleyecek hiçbir insan bırakmadım etrafımda. Olmasına şans bile vermedim. Olma ihtimallerini kendi ellerimle def ettim. Tanıdık değildi çünkü. Bana tanıdık kaos lazımdı. Tanıdık korkular, tanıdık duygular. Buldum.
Daha ilk başlarda anlamıştım kendimi neye sürüklediğimi. Daha ilk gün anladım. Bir çeşit büyü gibiydi. Fantastik bir evrende yaşıyor olsaydık muhtemelen kehanet gerçekleşmiş olacaktı.
Bir anda değil, yavaş yavaş sevdim. Ama bir anda vuruldum, çekildim. O zamana kadar yaşadığım her şeyi unuttum. Diğerleriyle geçirdiğim milyonlarca romantik anı, ilk tanışmayı, flörtleşmeleri ve ne kadar mutluluktan havalara uçtuğumu tamamen unuttum. Düşünüldüğüm, üzerime titrendiği, duygularıma önem verildiği, oldukça hatta fazlaca takdir edildiğim, onaylandığım ilişkilerim oldu.
Ben hepsini unuttum. Onu görünce...
Kapkaranlık bi şeye çekildiğimin farkındaydım. O yüzden ilk gün ayrıldım. Bi an dedim ki, boşver kaç. Olmayacak o iş. Bir gariplik var.
Ama kaçamadım. Döndüm dolaştım yine ona gittim. Adına aşk mı dersin, sevgi mi, veya eski usül sevda mı. Bence hiçbiri değil. Bence nasıl büyüdüysen, ne hissettirilerek büyüdüysen onu arıyorsun. Bunun iyi bir his olmasına bile gerek yok sana güven vermesi için. Neyi gördüysen, bundan sonra o olsun istiyorsun.
Ben bile bile tutuldum. 17 yaşında küçük bir bebe olmama, daha hayata dair kafamda zerre bir şeyin aymamasına rağmen buna içsel olarak aymıştım.
Yine de devam ettim.
O da beni gerçekten seviyor sandım. Ama içten içe, onun kendisi kadar asla beni sevemeyeceğini biliyordum.
Bense kendimi hiç o kadar sevemedim. Ben hep başkalarını çok sevdim. Kendimi o kadar sevmedim ki, kendime hiç iyi şeyleri layık görmedim. İyi bir kıyafet, iyi bir ayakkabı, iyi bir eşya veya iyi bir tatil, iyi bir deneyim, iyi bir ev, iyi bir hayat, iyi bir eş.
Kendime hiçbirini layık görmedim. Hep ortalama veya daha altına okey oldum. Cımbızla mutluluk ayıkladım. Annem saçımı kırk yılda bir okşadığında veya beni sevmek için kucağına aldığında mutluluktan uçardım, o kadar az olurdu ki bu, benim için normal bi şey değildi. Şimdi yine hala, 31 yaşında bile bunun peşinde koşuyorum. Biraz olsun sevilmek.
Amına koyayım. Çok derine indik. Yazması git gide zorlaşmaya başladı. Ağlamaya zaten başladım.
Devam edemiycem amına koyayım ya. Hepinizin amına koyayım. Kendimle dertleşmeyi bile beceremedim iyi hissetmek için.
Bunda emeği geçen herkesin, tüm kara kalplilerin, hepinizin, hayatımdan geçen herkesin amına koyayım. Hepiniz beni el birliğiyle mahvettiniz haberiniz yok orospu çocukları.
Yorumlar
Yorum Gönder